AVUKAT ÜCRETİ KARŞILIĞI GAYRİMENKUL SATIŞ VAADİ SÖZLEŞMESİ DÜZENLEYEMEZ

T.C.
YARGITAY
13. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2013/20865
KARAR NO: 2014/5278
KARAR TARİHİ: 26.2.2014

DAVA : Taraflar arasındaki sözleşmenin iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalının avukat olduğunu, kendisinin de …’ın mirasçısı olduğunu, davalı avukat ile miras bırakandan hissesine düşecek taşınmazlarla ilgili davaları takip etmek ve sonuçlandırmak üzere anlaştığını, davalının vekalet ücreti olarak kendisinin hissesine düşecek taşınmazların %25’ini istemesi üzerine … Noterliğinin 22.01.2004 tarih ve 1888 yevmiye sayılı düzenleme şeklindeki Gayrımenkul satış vaadi sözleşmesi ile Arap Süleyman’ın 13 taşınmazından hissesine düşecek bölümün %25’ini davalıya 11.200.00.TL’ya satmayı vaat ettiğini bu vaadin göstermelik olduğunu aralarında bedel ödenmesinin sözkonusu olmadığını,bu durumun satış vaadi sözleşmesine de yazıldığını, davanın kazanılması halinde vekalet ücreti olarak taşınmazların %25’inin davalıya verildiğini, satış vaadi yapılan payın, mahkeme kararı kesinleşip varisler adına tapuya intikal etmeden önce başkasına devrinin yapılamayacağının, eğer böyle bir devir yapılırsa sözleşmenin geçersiz sayılacağının kararlaştırıldığını ancak davalının bu sözleşmeye aykırı olarak … Kadastro Mahkemesi’nin 2003/27 Esas ve 2004/19 Karar sayılı dosyasında verilen kararın kesinleşmesi ve hissedarların adlarına tescil edilmesini beklemeden … 22. Noterliği’nin 21.03.2006 tarih ve 6716 yevmiye sayılı düzenleme şeklinde taşınmaz mal satış vaadi ve temlik sözleşmesi ile vaade konu %25 hisseyi dava dışı … Gayrımenkul Ticaret A.Ş.’ne devrettiğini, böylece aralarındaki sözleşmeyi geçersiz hale getirdiğini, ayrıca davalı avukatın başka dosyalarda da vekilliğini yaparken aralarındaki güvene ve hesap verme yükümlülüğüne aykırı olarak davalının … 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2006/408 Esas ve 2007/375 Karar sayılı dava dosyasında lehe kurulan hüküm bedeli ve masrafları 30.12.2008 tarihinde tahsil etmesine rağmen kendisine haber vermediğini yine 05.02.2007 tarihinde … 6. Noterliğinin 04183 yevmiye sayılı satış vaadi sözleşmesi ile hak etmediği halde davalının sözleşmeden doğan hakkını ve yetkisi olmadan kendi hissesini … Semt Pazarcıları Odasına devretttiğini ve satış bedelinin de tahsil edildiğini sonradan öğrendiğini, davalının meslek etiğine ve aradaki vekalet akdine aykırı davrandığını, vekalet ücreti karşılığı satış vaadi sözleşmesi ile davaya konu taşınmazların belirli hissesinin alınmasının yasa gereğince yasak olduğunu, davalıyı 24.02.2012 tarihinde azlettiğini ileri sürerek … 7. Noterliği’nin 22.01.2004 tarih ve 1888 yevmiye sayılı düzenleme şeklinde gayrımenkul satış vaadi sözleşmesinin iptaline karar verilmesini istemiştir.

Davalı, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Her ne kadar mahkemece, davalının kadastro mahkemesinde görülmekte olan davalarda verilen bir kısım kararlar kesinleşmeden 21.03.2006 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile hakkını … Gayrımenkul Ticaret A.Ş.’ne devrettiği anlaşılıyorsa da sözleşmede gösterilen satış vaadi sözleşmesinin mahkeme kararları kesinleşmeden devredilemeyeceği yönündeki şartın satış vaadi sözleşmesinin geçerlilik şartı olmadığı, iptali istenen satış vaadi sözleşmesinin değil sonraki devir sözleşmesinin geçersizliğinin vurgulandığı, davalının sözleşmeyi dava dışı şirkete devretmesinini sözleşmenin iptali sebebi sayılamayacağı ancak davacı açısından davalının sözleşmeyi dava dışı üçüncü kişiye devretmesi işleminin geçersiz sayılması gerektiği, davacı tarafın dayandığı diğer sebeplerin sözleşmenin iptalini gerektiren hususlar olmadığı zira söz konusu iddiaların taraflar arasında bulunan vekalet sözleşmesinin iptalini gerektiren sebepler olarak ileri sürülebileceği, satış vaadi sözleşmesinin ise taraflar arasında yapılan vekalet sözleşmesi ile ilişkisinin bulunmadığı gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiş ise de; Taraflar arasında imzalanan … 7. Noterliğinin 22.01.2004 tarih ve 1888 yevmiye sayılı düzenleme şeklinde gayrımenkul satış vaadi sözleşmesi ile davacının murisi olan…nin tapuda 1/3 hisseye sahip olduğu ancak … Kadastro Mahkemesinde derdest bulunan 1990/58, 1991/3195, 1994/21, 1994/42 ve 1998/272 Sayılı tespite itiraz davaları devam eden toplam 13 parseldeki hissesinin %25’inin davalı alıcıya 11.200.00.TL bedelle satmayı vaat ettiği, satış vaadi bedelinin taraflar arasında alınıp verilmediği,
2013/20865-2014/5278

Derdest davanın kesin hükümle satıcılar lehine sonuçlandığında ve tescil edildiğinde %25 oranındaki tapunun alıcıya verileceği, satıcı ve alıcıya düşecek tüm taşınmazların tapuya tescil işlemlerinin alıcı tarafından yapılacağı, tüm resim, harç masrafları ve derdest davaların tüm masraflarının alıcı tarafından karşılanacağı, davaların aleyhte sonuçlanması halinde tarafların birbirinden hiç bir hak talep etmeyeceği, alıcının satış bedeli ve mahkeme masraflarını satıcılardan talep etmeyeceği, satış vaadi yapılan payın mahkeme kararı kesinleşip varisler adına tapuya intikal etmeden önce başkasına devir yapılamayacağı, yapılırsa sözleşmenin geçersiz sayılacağı kararlaştırılmıştır. Bu sözleşmeye dayanak yapılan mahkeme kararları kesinleşmeden ve tapuya tescilleri yapılmadan davalı avukatın, … 22. Noterliğinin 21.03.206 tarih ve 6716 yevmiye sayılı düzenleme şeklinde taşınmaz mal satış vaadi ve temlik sözleşmesi ile haklarını dava dışı … Gayrımenkul Ticaret A.Ş’ ne devretmesi sebebiyle taraflar arasında düzenlenen … 7. Noterliğinin 22.01.2004 tarih ve 1888 yevmiye sayılı düzenleme şeklinde gayrımenkul satış vaadi sözleşmesi geçersiz hale gelmiştir. Kaldı ki … 7. Noterliğinin 22.01.2004 tarih ve 1888 yevmiye sayılı düzenleme şeklinde gayrımenkul satış vaadi sözleşmesinin avukatlık ücreti karşılığı düzenlendiği ve bu sözleşmenin de Avukatlık Kanunu’ nun 164/3 maddesinde belirtilen hasılı davaya iştirak yasağına aykırı ve geçersiz olduğu dosya kapsamı ile sabittir. O halde mahkemece, açılan davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken az yukarda yazılı yanlış gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan sebeplerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26.02.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

GÖREVSİZLİK VE YETKİSİZLİK KARARI, YARGILAMA GİDERLERİ, ESER SÖZLEŞMESİ CEZA

T.C.
YARGITAY
15. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2016/1777
KARAR NO: 2017/3491
KARAR TARİHİ: 18.10.2017

YETKİSİZLİK GÖREVSİZLİK KARARINDAN SONRA DAVAYA BAŞKA BİR MAHKEMEDE DEVAM EDİLMESİ HALİNDE YARGILAMA GİDERLERİNE O MAHKEMENİN HÜKMETMESİ-ESER SÖZLEŞMESİNDEN KAYNAKLANAN GECİKME CEZASI İSTEMİ-GÖREVSİZLİK KARARI NEDENİYLE DAVALI LEHİNE VEKALET ÜCRETİ

6100/m.331/2

ÖZET : Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan, işin süresinde teslim edilmemesi sebebiyle gecikme cezası istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK’nın 331/2. maddesi uyarınca görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi hâlinde, yargılama giderlerine o mahkeme hükmeder. Mahkemece, davanın reddi sebebiyle davalı lehine nispi vekâlet ücreti taktir edildiği halde ayrıca Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen görevsizik kararına nedeniyle, davalı lehine vekâlet ücreti takdir edilmesi doğru görülmemiştir.

DAVA : Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR

Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan, işin süresinde teslim edilmemesi sebebiyle gecikme cezası istemine dair olup, mahkemece davanın reddine dair verilen hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

1-)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle davaya konu sözleşmenin 7. maddesine göre yapılacak olan imalâtların 30.04.2014 tarihine kadar yapılıp teslim edilmesi gerektiği, aksi halde cezai şart ödemesi gerektiği hususunda taraflarca anlaşıldığı, dava tarihi 11.07.2014 den sonra davacı tarafça davalıya gönderilen … 7. Noterliği 20.08.2014 tarihli ihtarında, davalıya işi tamamlaması için ihtarnamenin tebliğinden itibaren 3 gün süre verdiği, bu sebeple gecikme cezası talep edemeyeceğinden davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2-)6100 Sayılı HMK’nın 331/2. maddesi uyarınca görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi hâlinde, yargılama giderlerine o mahkeme hükmeder. Mahkemece, davanın reddi sebebiyle davalı lehine nispi vekâlet ücreti taktir edildiği halde ayrıca … 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen görevsizik kararına nedeniyle, davalı lehine vekâlet ücreti takdir edilmesi doğru görülmemiş hükmün bu sebeple bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden; 6100 Sayılı HMK’nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 Sayılı HUMK’nın 438/VII. maddesi gereğince hükmün düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur.

SONUÇ : Yukarıda 1. bente açıklanan sebeplerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan sebeplerle hüküm fıkrasının görevsizlik sebebiyle davalı lehine vekâlet ücreti takdirine dair 5. bendin hüküm fıkrasından çıkartılarak, hükmün değiştirilmiş bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ödenen temyiz peşin harcının istenmesi halinde temyiz eden davacıya iadesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 18.10.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

YAZ OKULU ÜCRETİNİN İSTİRDADI İSTEMİ-HARÇTAN MÜSTESNA İŞLEMLER-RED VEKALET ÜCRETİ

T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2017/263
KARAR NO: 2017/419
KARAR TARİHİ: 03.05.2017

2547/m. 43/a, 56/b, Ek.7, Ek.10, Ek.26
492/m. 13/j

DAVA : Dava, yaz okulu ücretinin istirdadı istemine ilişkindir.

Davalı üniversitede, davacının öğrenim gördüğü dönemde bütünleme sınav hakkı bulunmadığından, davacının yönetmelikte belirtilen başarı kriterlerini ilgili eğitim-öğretim dönemlerinde gerçekleştirememesi sebebiyle başarısız olduğu dersler ile not ortalamasını yükseltmek ve ilgili dönemde almadığı dersleri ilk kez almak amacıyla davalı üniversitenin yaz okullarına katıldığı, yaz okuluna katılmanın isteğe bağlı olduğu, öğretim ücretinin yaz okulu ücreti ve ek sınav ücretini kapsamadığı, yaz okulunun ve ek sınav hakkının ücretli olduğu anlaşılmakla yasa ve yönetmelik hükümleri çerçevesinde davalı üniversitenin açtığı yaz okuluna kayıt yaptıran ve ek sınav hakkından yararlanan davacıdan ücret alınmasında mevzuata aykırı bir durum söz konusu olmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.

Davalı üniversitenin, 2547 Sayılı Kanun’un 3708 Sayılı Yasa ile değişik 56/b ve aynı yasanın ek 7. maddesi delaletiyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu’nun 13/j maddesi uyarınca harçtan muaf olduğu gözetilmeden, karar ve ilam harcından sorumluluğuna karar verilmesi de doğru değildir.

Dava dilekçesinden açıkça talepler arasında bulunduğu anlaşılan 2009-2010 akademik yılına ait yaz okulu ücreti yönünden davanın kısmen reddedildiğinin kabulü ile duruşmalarda kendisini vekil ile temsil ettiren davalı yararına reddedilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

DAVA : İlk derece mahkemesinden verilen karara karşı davalı ve davacı vekilince süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderilmiş olup, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün işlerden olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR : TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI

Davacı vekili, müvekkilinin 2006 yılı güz yarıyılı döneminde davalı Başkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde öğrenim görmeye başladığını, davalı vakıf üniversitesinin yıllık öğrenim ücretinin 12.000,00 TL olarak sabitlendiğini ve takip eden yıllarda fiyat değişikliği yapılmadığını, bu olağan öğrenim ücreti dışında davalının müvekkilinden, 2006-2007 yaz okulu döneminde Hukuk Başlangıcı dersinden,2007-2008 yaz okulu döneminde Borçlar Hukuku (Genel Hükümler) ve İdare Hukuku II. derslerinden, 2008-2009 yaz okulu döneminde Eşya Hukuku I , Eşya Hukuku II ve Medeni Usul I derslerinden, 2009-2010 yaz okulu döneminde Ticaret Hukuku II, Genel Kamu Hukuku ve Sağlık Hukuku derslerinden olmak üzere 9 ayrı dersin kredilerine karşılık gelen yaz okulu ücretlerini, yaz okulu kayıtları sırasında peşin olarak tahsil ettiğini, müvekkilinin yaz okulunda aldığı derslerin ücretinin aslında her eğitim dönemi başında peşin olarak yatırılmasına rağmen yaz okulu dönemi başında ikinci kez haksız şekilde yeniden alınmış olduğunu, T.C YÖK Başkanlığı Genel Kurulu’nun 15.09.2008 tarihli eğitim-öğretim yılı için alınan ücret dışında öğrencilerden başarısız olduğu ders ve alt sınıf ders ücretlerinin yeniden alınmasının uygun olmadığına dair kararının, müvekkilinden alınan yaz okulu ders ücretlerinin haksız ve hukuka aykırı olarak alındığını gösterdiğini, 2547 Sayılı YÖK Kanunu’nun ek 10. maddesi gereğince davalı vakıf üniversitesinin, idari, ekonomik konularda YÖK ‘ün gözetim ve denetimine tabi olduğunu, 15.09.2008 tarihli kararın davalıyı da bağlayıcı bulunduğunu, müvekkilinden tahsil edilen yaz okulu ücretlerinin iadesinin gerektiğini belirterek şimdilik 2.000,00TL’nin (uzman bilirkişilerce hesaplandığında, tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda artırılmak üzere) dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir, 14.04.2016 tarihli oturumda talebini 5.140,00 TL daha artırarak toplam 7.140,00 TL’ nin davalıdan tazminini istemiştir.

Davalı vekili, davanın Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 4/A maddesi uyarınca ayıplı hizmetten dolayı yapılacak taleplerin hizmetin ifasından itibaren 2 yıllık zamanaşımına tabi ,dava tarihi itibariyla davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacı tarafın müvekkiline yaptığı ödemeleri bilmesi sebebiyle belirsiz alacak davası açılamayacağını, müvekkili üniversitenin Eğitim Öğretim ve Sınav Yönetmeliği “Ders Tekrarı” başlıklı 20.maddesi uyarınca “F” notunun o dersten başarısız olunduğunu gösterdiğini, seçmeli dersler hariç bir dersten “F” notu olan öğrencilerin o dersi, verildiği ilk yarıyılda tekrarlaması gerektiğini, buna göre davacının yaz okulunda aldığı dersleri ilk yarıyılda tekrarlaması gerekirken, akademik olarak yarıyıl olmayan ve isteğe bağlı olarak kayıt olunan yaz okulunda almayı tercih ettiğini, davacının 04.09.2006 tarihinde kayıt yaptırdığı okuldan 08.02.2011 tarihinde mezun olduğunu, 2007,2008,2009,2010 yılı yaz okullarında toplam26 kredilik ders aldığını, davacının kayıt yaptırdığı 2006-2007 akademik yılında lisans programı öğrenim ücretinin 12.000,00 TL olarak belirlendiğini ve 2006 yılı ÖSYS kılavuzunda20. maddede yayınlandığını, davacının buna dayanarak 2006-2011 yılları arasındaki öğrenimine ilişkin olarak her akademik dönem için 6.000,00 TL olmak üzere ödeme yaptığını, 2010-2011 akademik yılı güz döneminde ise davacının 2 ders aldığını, dönem ücretinin yarısı olan(6.000,00 TL / 2) 3.000,00 TL ‘sını ödediğini, davacının 2007 ila 2010 yıllarında yaz programında aldığı dersler için (kredi başına ücret alındığından) 28.06.2010tarihi itibariyle toplam 3.360,00 TL ödeme yaptığını, müvekkilinin ücretlendirme skalaları ile banka dekontlarının ibraz edildiğini, davacı vekili tarafından emsal gösterilen mahkeme kararında Yüksek Öğretim Kurumlarında yaz okulunda ücret alınmayacağı şeklinde bir ifade olmadığı gibi, Yüksek Öğretim Kurulu’nun da bu yönde bir kararı olmadığını, 15.09.2008 tarihli Yüksek Öğretim Kurulu Genel Kurulu kararının “Üniversitenin ikinci sınıfında öğrenimine devam eden öğrencinin, birinci sınıftan kalan dersleri için (2.sınıfın ücretinin dışında) ücret istenmesi” ile ilgili olduğunun, dava konusu talebin ise akademik dönemde alınması mümkün olan ve döneminde alınsa , dönem ücreti içinde değerlendirilecek ve ayrıca ücret alınmayacak bir dersin, davacı öğrencinin bu dersi akademik dönemde almak istememiş veya daha erken ders tekrarı yapmayı tercih etmesi neticesinde, isteğe bağlı olarak açılan yaz okulunda kendi isteği ile almasından kaynaklandığını, davacıdan, başarısız olunan dersler için, takip eden akademik dönemde tekrar ücret istenmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını, dava konusu olayda bir üst sınıfta olup alttan ders alma değil, isteğe bağlı olarak yaz okulunda ders almanın söz konusu olduğunu, müvekkili üniversitenin uygulamasının hukuka uygun bulunduğunu, bu konuda pek çok emsal karar bulunduğunu, yaz okulu uygulaması ve ücretlerinin, RG ‘de yayımlanarak yürürlüğe giren Başkent Üniversitesi Eğitim Öğretim ve Sınav Yönetmeliği ‘nin 8. ve 13. maddeleri ile bu yönetmelik uyarınca çıkarılan Yaz Öğretimi Yönergesi hükümleri uyarınca düzenlendiğini, YÖK daki yaz okulu uygulamasının dayanağının 2547 sayılı YÖK ‘nun ek 26. maddesi olduğunu, 30.12.2004 tarihli 25686 sayılı RG ‘de yayımlanarak yürürlüğe giren Başkent Üniversitesi Eğitim Öğretim ve Sınav Yönetmeliği ‘nin 13/1 maddesinde “eğitim öğretimin yarıyıl esasına göre yapılacağı, her akademik yılın güz ve bahar olmak üzere iki yarı yıldan ibaret olduğunun düzenlendiğini, bu bağlamda yaz okulunun akademik olarak bir eğitim öğretim yarıyılı olmadığını, aynı yönetmeliğin 13/2 maddesinde “Gerektiğinde senatonun belirleyeceği ilke ve esaslara göre, Yükseköğretim Kurulu ‘nun onayı ile yaz okulu açılabilir. Yaz Öğretimi ile ilgili hususlar ayrı bir yönerge ile düzenlenir. Yaz öğretimi ücretleri Mütevelli Heyet tarafından belirlenir.” hükmünün düzenlendiğini, 8/2 maddesinde “öğretim ücretinin, yaz öğretimi ve ek sınavücretlerini kapsamayacağının” belirtildiğini, Yaz Öğretimi Yönergesinin 6. maddesinde, “Yaz öğretiminde açılacak derslerde kayıt isteğe bağlıdır” denmek suretiyle, yaz okulunda ders almanın, öğrencinin isteğine bırakıldığını, 7 hafta süren yaz öğretiminin isteğe bağlı olup, bu süre sonunda yapılan sınavda başarılı olan öğrencilerin akademik dönem ders yükümlülüğünden kurtulduğunu, yükseköğretim kurumlarında açılacak yaz okulları için ayrıca yaz okulu öğretim ücreti alınacağının Yüksek Öğretim Kurulu tarafından açıkça belirtildiğini, vakıf üniversitelerinin idari ve mali özerkliği nedeniyle ücret belirlenmesini kendilerinin yaptığını, müvekkili üniversiteye kaydı itibariyle müvekkili üniversitenin mevzuatına uymakla yükümlü olan davacının, üniversitedeki yaz okulu uygulamasından, bu uygulamanın isteğe bağlı olduğundan ve yaz okulunda alınan derslerin öğretim ücreti içinde yer olmadığından haberdar olduğunu, iddiasının aksine bir üst sınıfta olup alttan ders alan öğrenci konumunda olmadığını, davanın yersiz ve dayanaksız olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Yerel mahkemece, eğitim öğretim dönemi veya yılında ücreti ödenerek alınan dersten başarısız olunması halinde, aynı dersi takip eden eğitim öğretim dönemlerinde ücret ödemeden alınabilmesinde belli kriterlerin arandığı, davalı üniversite yönetmeliğinde derslere devamın zorunlu olması, bir önceki yarıyılda başarısız olunan dersin açıldığı ilk yarıyılda alınmasının zorunlu olması, ancak bunun için derslerin çakışmaması, ön koşullu derslerden başarısız olunmaması, ortalamanın 2,5 üzeri olması ve yarıyıl başına en fazla 40 AKTS ders alınabilmesi koşullarının, bütünleme sınav hakkının da tanınmamış olması nedeniyle davacı öğrenci için yaz okulunun zorunluluk haline geldiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının başarısızlığı nedeniyle zorunlu olarak yaz okuluna katılıp ücret ödediği 2006-2007,2007-2008,2008-2009 yılı yaz okulu ücret iadesi taleplerinin kabulü ile 2.000,00 TL ‘nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle ve 5.140,00 TL ‘nin davalıdan tahsiline; alınan derslerin, daha önce alınıp da başarısızlık nedeniyle tekrarlanan dersler olmayıp davacının kendi isteğiyle ilk kez alınan dersler olması sebebiyle 2009-2010 yılı yaz okulu ücretine ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili ve katılma yolu ile davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna müracaat edilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

1-Davalı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkil üniversite kamu tüzel kişiliğini haiz vakıf üniversitesi olup, harçtan muaftır. 15.01.1994tarih ve 21819 sayılı RG ‘de yayımlanan 13.01.1994 tarihli 3961 Sayılı Kanun’un 1. maddesine ek 33. maddesi gereğince 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun vakıf yüksek öğretim kurumlarına ilişkin hükümlerine tabi olmak üzere kurulmuş olan bir vakıf üniversitesidir. 2547 SK ‘nun 56/b maddesine göre, “Üniversiteler ve yüksek teknoloji enstitüleri genel bütçeye dahil kamu kurum ve kuruluşlarına tanınan mali muafiyetler, istisnalar ve diğer mali kolaylıklardan aynen yararlanırlar” ve devamında ek madde 7. düzenlemesinde; “vakıflarca kurulacak yükseköğretim kurumları, bu kanunun 56. maddesinde yer alan mali kolaylıklardan, muafiyetlerden ve istisnalardan aynen istifade ederler ve bunlar emlak vergisinden muaf tutulurlar” hükmü yer almaktadır. İlgili yasal düzenlemeler gereğince verilen Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2012/12319 Esas – 2012/19590 ve 12.09.2012 tarihli ilamı ve 22. Hukuk Dairesinin 2012/18545 Esas 2013/7287 Karar ve 04.04.2013 tarihli ilamları da emsal mahiyettedir. Gelir İdaresi Başkanlığı Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı ‘nın 04.12.2015 tarihli ve 90792880-140.01.01(2015/56)-4305 sayılı yazısında da müvekkil üniversitesinin keşif harcı ve haciz, teslim, satış harçları hariç olmak üzere 492 Sayılı Harçlar Kanunu ‘nun 1. sayılı tarifesinde yer alan diğer harçlardan (başvuru ile karar ve ilam harcı dahil) muaf olduğu vurgulanmıştır. Bu nedenle yerel mahkemece, müvekkil aleyhine karar ve ilam harcına hükmedilmesi yasaya aykırıdır.

Mahkemece hükme esas alınan;

Yükseköğretim Kurulu Genel Kurulu’nun 15.09.2008 tarihli toplantısında alınan karar “… Üniversitesinin ikinci sınıfında öğrenimine devam eden öğrencinin, birinci sınıftan kalan dersleri için (2.sınıf ücretinin dışında) ücret ödemesi..” ile ilgilidir. Somut olayda ise 2006-2011 yılları arasında müvekkil üniversitede öğrenim gören davacı, Üniversiteye kayıt tarihinden geçerli olan senelik öğrenim ücreti 12.000,00 TL’sını öğrenim gördüğü her yıl için ödemiş, dönem içinde tekrar ettiği ders alması durumunda dönem ücreti haricinde ödeme yapmamıştır. Davacı öğrenimi süresince 2007, 2008, 2009 ve 2010 yıllarında yaz okullarından yararlanmış ve öğrenimi sırasında yürürlükte olan Üniversite Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliği’nde belirtildiği üzere “Öğretim ücretinin yaz öğretimi ve ek sınav ücretlerini kapsamayacağı” açık olduğundan, yaz okullarında aldığı dersleri ücreti karşılığında almıştır. Nitekim 30.05.2014 tarihli 32644 sayılı Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığı yazısı ve 02.04.2014 tarihli 12 oturum nolu, 2014.12 karar nolu Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığı Yürütme Kurulu kararında da açıkça (15.09.2008 tarihli 2008.19.2427 sayılı karar) çerçevesinde yapılan inceleme neticesinde, vakıf yüksek öğretim kurumlarında ders ücreti ödediği yılda başarısız olan öğrenci, bir sonraki yılda / dönemde bu dersi ücretsiz olarak alma hakkına sahipken, başarısız olunan dersi zorunlu olmayan yaz okulunda kendi talebi ile almak istediği takdirde ücret ödemesi gerektiği” belirtilmiştir. Tereddütlerin giderilmesi için Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığı Yürütme Kurulu bu kez 18.03.2015 tarihli 12 oturum nolu, 2015/12 nolu kararı ile aynen yukarıda içeriği belirtilen kararını tekrarladıktan sonra ilaveten ayrıca, öğrencilerden dönem tekrarı veya normal öğrenim süresini aşan eğitim öğretim yılı/dönemi için ücret alınıp alınmayacağı hususunun yüksek öğretim kurumları tarafından kararlaştırılabileceği” yönünde karar alınmıştır.

Üniversitelerin belli bazı başarı kriterleri getirmeleri yasal bir hakkın kullanılmasıdır. 2547 sayılı yasanın 43/a fıkrası ve Vakıf Yüksek Öğretim Kurumları Yönetmeliği ‘nin 19.maddesi hükümleri ile bağlı kalınarak müvekkil üniversitede YÖK gözetiminde eğitim öğretime belli bazı esaslar getirilmiştir. Davacı dahil tüm öğrenciler, müvekkil üniversiteye kaydolurken mevzuatın bilincinde olarak ve öğrencilik sıfatını kazandıkları an itibariyle mevzuata uymayı kabul ederek öğrenime başlamaktadırlar. Davacı da, müvekkil üniversite de yaz okulu uygulamasının olduğu, yaz okulunun her sene her ders için mutlaka açılacağı yönünde bir uygulamanın olmadığı, Yaz Öğretimi Yönergesi gereği yaz okuluna katılımın isteğe bağlı olduğu ve yaz okulundan yararlanılacaksa ayrıca ücret ödemesi gerektiği, bu ücretin dönem ücretleri içinde olmadığı düzenlemelerinin bilincindedir.

Yüksek Öğretim Kurumları Yönetmelikleri idari bir işlem niteliğinde olup iptale konu olmadıkları sürece geçerlidir. Davacıdan öğrenimi esnasında ders tekrar etmesi halinde dönem ücreti dışında hiçbir ücret alınmamıştır. Yaz okulunda aldığı dersler karşılığı alınan ücret “mükerrer ücret” niteliğinde değildir. Zira öğrenci kendi iradesi ile, bu dersleri daha sonra almak imkanı varken yaz okulunda almıştır. Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşen yargı kararları gereği de vakıf üniversitelerinin yaz okulu ve ücretlendirmesi uygulamaları hukuka uygundur. Bu nedenlerle yerel mahkemenin kararının (davanın kısmen kabulüne dair) kaldırılmasına karar verilmesini talep ederim.

2-)Davacı vekili katılma yolu ile istinaf dilekçesinde; Yerel mahkemece 2009-2010 yılı akademik yılı yaz öğretim ücretinin iadesinin gerekmediğinden bahisle davanın kısmen reddine karar verilmiştir. Biz dava dilekçemizde belirsiz alacak davası açtığımızı belirterek şimdilik 2.000,00 TL eğitim öğretim giderinin tahsilin talep ettik, bilirkişi raporundan sonra talebimizi artırarak toplam 7.140,00 TL ‘nın tazminini istedik. Talebimiz bu bedel üzerinden kabul edildiği halde bilirkişi raporunda belirtilen 2009-2010 akademik yılı yaz öğretim ücretinin iadesinin gerekmediğinden bahisle davanın kısmen kabul-kısmen reddine karar verilmiş ve kısmen red nedeniyle davalı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmiştir. Oysa miktar olarak talebimiz kabul edilmiştir. Bu nedenle mahkemenin kısmen kabul kararı vermesi ve davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi hukuka aykırıdır. Bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf talebinin reddine, katılma yolu ile istinaf talebimizin kabulü ile mahkeme hükmünün reddine ilişkin kısmı ile davalı lehine hükmedilen vekalet ücretine ilişkin kısmının ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep ederiz.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE

Dava, davacının başarısız olduğu derslerden yaz okuluna gitmesi ve yaz okulunda tekrar ettiği dersler nedeniyle davalı üniversitenin kendisinden tahsil ettiği ve sebepsiz zenginleşmeye yol açtığı iddia edilen bedellerin iadesi istemine ilişkindir.

Davacının 04.09.2006 tarihinde davalı üniversiteye kaydını yaptırıp, 08.02.2011 tarihinde mezun olduğu, öğrenim ücretinin 12.000,00 TL olarak sabitlendiği, 2006-2007 öğretim yılı yaz okulunda başarısız olduğu Hukuk Başlangıcı dersini aldığı, 3 kredilik ders için kredi başına 360.00 TL ‘sından toplam 1.080,00 TL ödediği, 2007-2008 yılı yaz programında başarısız olduğu için aldığı Borçlar Hukuku I, İdare Hukuku II dersleri için toplam 2.280,00 TL’sı ödediği, 2008-2009 yılı yaz programında (başarısızlık ve not yükseltmek için ) aldığı Eşya Hukuku I, Eşya Hukuku II, Medeni Usul Hukuku I dersleri için toplam 3.780,00 TL ödediği, 2009-2010 yılı yaz programında, 8. yarıyıl bahar döneminde (2.dönem) alması gerekirken hiç almadığı Ticaret Hukuku II, Genel Kamu Hukuku ve seçimlik ders olan Sağlık Hukuku derslerini ilk kez aldığı ve 3.360,00 TL yaz okulu ücreti ödediği anlaşılmıştır.

Bilirkişi 22.02.2016 tarihli raporunda, davacıdan mükerrer ders ücreti alınmadığını, davacının öğrenim gördüğü yarıyıllar için yasal düzenlemelere uygun olarak belirlenmiş olan dönem ücretlerini ödediğini, tekrarladığı dersler için dönem ücreti dışında ayrıca ders ücreti ödemediğini, yüksek öğretim kurulu kararına konu olduğu şekilde doğrudan çift ödemenin söz konusu olmadığını, ancak tekrarladığı ders sebebiyle doğrudan ikinci kez ücret alınmasa da üniversitenin uygulamalarının kimi zaman mükerrer ödeme yapmasına sebep olduğunu, davalı üniversitede 2011-2012 akademik yılına kadar öğrencilere bütünleme sınav hakkı tanınmadığını, Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığı’nın 22.06.2012 tarihli kararı ile bütünleme sınavı yapılmasının zorunlu hale getirildiğini, davalı üniversite Senatosu ‘nun 26.06.2012 tarihli kararı ile 02-08 Temmuz 2012 tarihlerinde bütünleme sınavı yapılmasına karar verildiğini, davacının öğrenci olduğu dönemde bütünleme sınav hakkının bulunmadığını, eğitim – öğretim döneminde veya yılında ücreti ödenerek alınan dersten başarısız olunması halinde, aynı dersin takip eden eğitim – öğretim dönemlerinde ücret ödenmeden alınabilmesinin belli kriterlere bağlandığını, bu kriterlerin yönetmeliğe göre derslere devamın zorunlu olması, bir önceki yarıyılda başarısız olunan dersin açıldığı ilk yarıyılda alınmasının zorunlu olması, bunun için derslerin çakışmaması, ön koşullu derslerden başarısız olunmaması, ortalamanın 2,5 üzeri olması ve yarıyıl başına en fazla 40 AKTS ders alınabilmesi şeklinde sayılabileceğini, bütünleme sınav hakkının da tanınmamış olması sebebiyle davacı için yaz okulunun zorunluluk haline geldiğinin anlaşıldığını davacının 2006-2007 yaz okulunda başarısız olduğu Hukuk Başlangıcı dersini, 2007-2008 yaz okulunda başarısız olduğu Borçlar Hukuku I, İdare Hukuku II derslerini, 2008-2009 yaz okulunda başarısız olduğu eşya Hukuku I ve Medeni Usul Hukuku dersleri ile başarılı olduğu ancak genel not ortalamasını yükseltmek için Eşya Hukuku II dersini alarak yaz okulunda tekrarladığını, davacının 2006-2007 akademik yılı ve takip eden dönemlerde genel not ortalaması hep 2.00 ‘nin altında olduğundan yönetmeliğin 15. maddesine göre normal ders yükünün üzerinde ders almasının mümkün olmadığını, 2009-2010 yaz okulunda alınan Ticaret Hukuku II, Genel Kamu Hukuku ve Sağlık Hukuku derslerinin daha önce alınıp tekrarlanan derslerden olmadığı, tamamının ilk defa yaz okulunda alındığı, bu sebeple daha önce ücret ödenen dersler için ikinci kez ücret ödenmesinin söz konusu olmadığını, öğrencinin bu dersleri yaz okulunda almasının kendi tercihi olduğunu dolayısıyla bu dönem yaz okulu için ödenen ücretin (3.360,00 TL ‘nin) iadesinin gerekmediğini, ancak 2006-2007, 2007-2008,2008-2009 yaz okullarının zorunlu olmayan yaz okulları olarak kabul edilemeyeceğini, bu nedenle 2006-2007 akademik yılı yaz öğretimi ücreti 1.080,00 TL, 2007-2008 akademik yılı yaz öğretimi ücreti 2.280,00 TL , 2008-2009 akademik yılı yaz öğretimi ücreti 3.780,00 TL olmak üzere toplam 7.140,00 TL ‘nın davacı tarafa iadesinin gerektiği kanaatine varıldığı belirtilmiştir.

Davacı vekili, müvekkilinden alınan bedellerin iade edilmesinin gerekçesi olarak T.C Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığı’nın 15.09.2008 tarihli kararını göstermektedir. Söz konusu karar”2547 Sayılı Yüksek Öğretim Kanunu ‘nun ek 10. maddesine göre mali, idari ve ekonomik kanunlarda kurulun gözetim ve denetimine tabi olan vakıf yüksek öğretim kurumlarında okuyan öğrencilerden kayıt yaptırdıkları dönem ve eğitim öğretim yılı için ücret alındığı bir üst sınıfa geçen ve bir önceki eğitim öğretim dönemi için ücret ödemiş olan öğrencilerden daha önce alıp ta başaramadığı ve yeniden alması gereken derslere daha önce alınmış / ödenmiş olan alt sınıf dersleri için bir ücret alınmasının uygun olmadığına karar verildi” şeklindedir. Bu karar bir üst sınıfa geçen öğrencilerden başarısız oldukları alt sınıfta aldıkları dersi bir üst sınıfta tekrar almaları durumunda onlardan tekrar ücret alınamayacağına ilişkindir. Somut olayda bilirkişi, davalının, davacıdan bir üst sınıfa geçtiği halde (yani bir üst sınıfta okurken) alt sınıftan ders alması sebebiyle ücret almadığını tespit etmiştir. Davacının yaz okulu ile ilgili talebi yönünden, yaz okulu esasen akademik bir dönem olmayıp öne alınmış dönem anlamına gelmektedir. Yani öğrenci gelecek yıl alması gereken dersi isteğe bağlı olarak yazın almakta ve gelecek yıl ders almaktan kurtulmaktadır. Bu durumda Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığı’nın 15.09.2008 tarihli kararı somut olaya uymamaktadır.

T.C Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığı’nın 02.04.2014 tarihli 2014/12 nolu kararında da 15.09.2008 tarihli toplantıda alınan karar incelendikten sonra, vakıf yüksek öğretim kurumlarında ders ücreti ödediği yılda başarısız olan öğrenci, bir sonraki yılda / dönemde bu dersi ücretsiz olarak alma hakkına sahip iken başarısız olunan dersi zorunlu olmayan yaz okulunda kendi talebi ile almak istediği takdirde ücret ödemesi gerektiğine karar verilmiştir.

2547 Sayılı Kanunun ek 26. maddesine göre “Üniversite veya yüksek teknoloji enstitülerinin açmış oldukları yaz okullarına katılacak öğrencilerden toplam iki yüz seksen ders saatine karşılık olmak ve 46. madde uyarınca belirlenen yıllık öğrenci katkı payının iki katını aşmamak üzere yüksek öğretim kurulunca belirlenecek miktarda yaz okulu öğretim ücreti alınır” düzenlemesi bulunmaktadır. Dosyada mevcut, davacının yaz okulu ücretlerini ödediği dönemde geçerli olan Başkent Üniversitesi Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliğinin 8.maddesinin 2. bendinde “Öğretim ücreti, yaz öğretimi ve ek sınav ücretlerini kapsamaz” hükmü düzenlenmiş, aynı yönetmeliğin 13. maddesinde, eğitim ve öğretim süreleri güz ve bahar yarı yılı olmak üzere iki yarı yıldan oluşmaktadır, senatonun belirleyeceği ilke ve esaslara göre yüksek öğretim kurulunun onayı ile yaz okulunun açılabileceği ve yaz okulu ücretinin de Mütevelli Heyeti tarafından belirleneceği düzenlenmiştir. Yönetmeliğin 26. maddesinde “Bu yönetmeliğin diğer hükümleri saklı kalmak kaydıyla azami öğretim sürelerinin sonunda bulunan son akademik yıl öğrencilerine mezun olabilmeleri için daha önce alıp başarısız oldukları derslerin her biri için iki ek sınav hakkı verilir” düzenlemesine yer verilmiştir.

Davalı üniversitenin Yaz Öğretimi Yönergesi ‘nin 6.maddesinde “Yaz öğretiminde açılacak derslerde kayıt isteğe bağlıdır” hükmü getirilmiş olup ayrıca yaz okuluna katılacak öğrencilerden ücret alınacağına dair hüküm bulunmaktadır, yüksek öğretim kurumlarında yürütülen Yaz Okulları Programları Uygulama Esas ve Usullerinde de paralel düzenlemeler yapılmıştır.

Tüm dosya kapsamına göre davacının başarısız olduğu dersler ile genel not ortalamasını yükseltmek için yeniden aldığı ve ilgili dönemde hiç almadığı dersleri yaz okulunda alması sebebiyle kendisinden yaz okulu ücreti alındığı, yaz okulunun akademik bir dönem olmayıp öne alınmış dönem olduğu, alttan ders almamak için başarısız olunan ya da döneminde alınmayan derslerin yaz okuluna gidilmek suretiyle dersten geçilmesinin amaçlandığı, ya da not ortalamasını yükseltmek için yaz okuluna gidilebildiği, 15.09.2008 tarihli 19 nolu YÖK kararının ise, bir üst sınıfa geçen öğrencilerden başarısız oldukları dersi üst sınıfta tekrar almaları durumunda yani alttan ders alınması halinde tekrar ücret alınamayacağına ilişkin olup, somut olayda bilirkişinin davalı üniversitenin üst sınıfa geçtiği halde alttan alınan ders için ücret alınmadığını tespit ettiği, davacının başarısız olduğu yada daha önce hiç almadığı (ilgili eğitim döneminde) dersler için kendi isteğiyle yaz okuluna gittiği, davalı üniversitenin Eğitim Öğretim ve Sınav Yönetmeliğinin 13. maddesinde eğitim öğretim sürelerinin güz ve bahar yarı yılı olmak üzere iki yarı yıl olarak tarif edildiği, senatonun belirleyeceği ilke ve esaslara göre Yüksek Öğretim Kurulu’nun onayı ile yaz okulunun açılabileceği, yaz okulu ücretinin de mütevelli heyet tarafından belirleneceğinin düzenlendiği, her ne kadar bilirkişi tarafından davacıya bütünleme sınav hakkı verilmemesi ve başarısız olunan dersin takip eden eğitim öğretim dönemlerinde ücret ödemeden alınabilmesinin belli kriterlere bağlanması nedeniyle yaz okulunun isteğe bağlı değil zorunlu yaz okulu haline geldiği, bu sebeple davacının üç dönem yaz okuluna ilişkin olarak ödediği toplam 7.140,00 TL ‘nin iadesinin gerektiği belirtilmiş ise de; davacının öğrenim gördüğü dönemde davalı üniversitenin ihtiyari yaz okulu açması ve ücret alması, bütünleme sınavı açmaması o dönem için yürürlükteki mevzuata uygun olarak yapılmış ve yaz okuluna katılan öğrenciye programın sonunda ek bir sınav hakkı verildiğinden bu görüşe itibar edilmemiştir.

Yine raporda; Üniversite yönetmeliği ile öğrencilerin ders yüklerinin başarı kriterleri ile belirlenmesi nedeniyle akademik yılda aldıkları derslerin kısıtlandığı ve yaz okulunun zorunlu nitelik kazandığı belirtilmekte ise de; Üniversitelerin belli bazı başarı kriterleri getirmeleri yasal bir hakkın kullanılmasıdır. 2547 Sayılı Yasa ‘nın 43/a fıkrasında “Yüksek öğretim kurumlarında, kuruluş özelliklerine ve ihtiyaçlarına göre yapılan eğitim-öğretim ve buna dayalı olarak verilen diplomalarla ilgili esaslar her üniversitece hazırlanacak öğretim ve sınav yönetmeliğinde belirtilir.” hükmü düzenlenmiş. Vakıf Yüksek Öğretim Kurumları Yönetmeliği ‘nin 19. maddesinde de “Kayıt, kabul, sınav, sınıf geçme, mezuniyet ve benzeri konular ile ilgili hususlar mevzuata aykırı olmamak kaydıyla vakıf yüksek öğretim kurumu tarafından çıkarılacak yönetmelikte belirlenir” hükümleri ile bağlı olarak davalı üniversitede eğitim öğretime belli bazı esaslar, kriterler getirilmiştir. Bu kriterlerin getirilmesi, eğitim öğretim esaslarının belirlenmesi YÖK gözetiminde gerçekleştirilmekte olup, bundan yaz okulunun zorunlu hale getirildiği sonucunun çıkarılması doğru değildir.

Davalı üniversitede, davacının öğrenim gördüğü dönemde bütünleme sınav hakkı bulunmadığından, davacının yönetmelikte belirtilen başarı kriterlerini ilgili eğitim-öğretim dönemlerinde gerçekleştirememesi sebebiyle başarısız olduğu dersler ile not ortalamasını yükseltmek ve ilgili dönemde almadığı dersleri ilk kez almak amacıyla davalı üniversitenin yaz okullarına katıldığı, yaz okuluna katılmanın isteğe bağlı olduğu, öğretim ücretinin yaz okulu ücreti ve ek sınav ücretini kapsamadığı, yaz okulunun ve ek sınav hakkının ücretli olduğu anlaşılmakla yasa ve yönetmelik hükümleri çerçevesinde davalı üniversitenin açtığı yaz okuluna kayıt yaptıran ve ek sınav hakkından yararlanan davacıdan ücret alınmasında mevzuata aykırı bir durum söz konusu olmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmadığı gibi davalı üniversitenin, 2547 Sayılı Kanun ‘un 3708 Sayılı Yasa ile değişik 56/b ve aynı yasanın ek 7. maddesi delaletiyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu ‘nun 13/j maddesi uyarınca harçtan muaf olduğu gözetilmeden, davalı üniversitenin karar ve ilam harcından sorumluluğuna karar verilmesi de doğru olmadığından davalı vekilinin istinaf taleplerinin kabulü ile HMK’nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca yerel mahkeme kararının kaldırılması ve yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.

2-)Davacı vekilinin katılma yolu ile istinaf talebine gelince; Kabule göre de; Davacı vekili, davalı tarafından müvekkilinden olağan öğrenim ücreti dışında 2006-2007,2007-2008,2008-2009,2009-2010 yaz okulu döneminde alınan yaz okulu ücretlerinin iadesini talep etmiş; yaz okulu ücretlerinin uzman bilirkişilerce hesaplandığında fazla çıkması halinde artırılmak üzere şimdilik 2.000,00 TL ‘nın davalıdan tahsilini istemiştir. Dosya kapsamında mevcut belge ve bilgilere göre aslında davacının, davalıya yaptığı yaz okulu ücretlerinin miktarı bellidir. Davacı davalıya ödediğinden fazlasını talep edemeyeceğinden belirsiz alacak davasının şartları somut olayda bulunmamakla birlikte kısmi dava açıldığı ve zaman aşımı süresi içinde talebin ıslahla artırıldığı kabul edilebilir. Bilirkişi raporunda, davacının 2006-2007,2007-2008,2008-2009 akademik yılı yaz öğretimi ücreti olarak toplam 7.140,00 TL ödediği, bunu davalıdan geri isteyebileceği, ancak 2009-2010 akademik yılı yaz öğretimi ücretini (dosyada mevcut belgelere göre 3.360,00 TL) geri istemesinin mümkün olmadığı belirtildikten sonra, davacı vekili talebini geri isteyebilecekleri miktarda sınırlı şekilde 5.140,00 TL daha artırarak toplam 7.140,00 TL ‘nın tahsilini talep etmiştir. 2009-2010 yılı yaz okulu öğretim ücretini de (3.360,00 TL) dava dilekçesinde talep etmesine rağmen, bilirkişi raporunda bu ücretin geri iadesi istenemez şeklinde görüş bildirildiği için bu yönden davasını ıslah etmemiştir. TMK ‘nun 2. maddesi hükmü gereğince herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bu durumda dava dilekçesinden açıkça talepler arasında bulunduğu anlaşılan 2009-2010 akademik yılına ait yaz okulu ücreti (3.360,00 TL ) yönünden davanın kısmen reddedildiğinin kabulü ile duruşmalarda kendisini vekil ile temsil ettiren davalı yararına reddedilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin katılma yolu ile istinaf talebinin esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

SONUÇ : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-)Yukarıda 1 nolu bentte açılanan nedenlerle davalı Başkent Üniversitesi Rektörlüğü vekilinin istinaf taleplerinin kabulü ile HMK’nın 353/1-b-2 maddesi hükmü uyarınca, Ankara Batı 3. Tüketici Mahkemesi’nin 08.11.2016 tarihli, 2014/70 esas – 2016/797 karar sayılı kararının kaldırılmasına,

2-)Yukarıda 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı İlkim Göksoy Yüce vekilinin katılma yolu ile istinaf talebinin HMK ‘nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine,

3-)Dairemiz gerekçe kısmında açıklanan sebeplerle, davacının davasının reddine,

4-)Davacı tüketici olup, 4077 Sayılı Yasanın 23/2 maddesine göre harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

5-)Davalı dava ve duruşmalarda kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince 1.260,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

5-)Davacı tarafından yapılan 273,85 TL yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, davacı tarafça yargılama aşamasında ilk derece mahkemesi veznesine yatırılan gider avansından varsa artan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,

7-)Davalı üniversite rektörlüğünce yatırılan 487,73 TL istinaf karar harcı ve 85,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının (davalı harçtan muaf olduğundan) karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davalıya iadesine,

8-)Davalı tarafça yapılan 49,40 TL , istinaf yargılama giderlerinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

9-)Davalı tarafından yatırılan toplam 130,00 TL istinaf gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde davalıya iadesine,

10-)Davacı tarafça istinaf gider avansı yatırılmadığı anlaşıldığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,

11-)Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,

Dair , dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, 03.05.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

AVUKAT, ALACAKLI VEKİLİ OLARAK YÜRÜTTÜĞÜ İCRA DOSYALARINDA BORÇLU HAKKINDA ACİZ VESİKASI ALMIŞ İSE, AVUKATLIK ÜCRETİ, MUACCEL HALE GELİR

T.C.
YARGITAY
13. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2016/6822
KARAR NO: 2017/8367
KARAR TARİHİ: 20.9.2017

AVUKAT, ALACAKLI VEKİLİ OLARAK YÜRÜTTÜĞÜ İCRA DOSYALARINDA BORÇLU HAKKINDA ACİZ VESİKASI ALMIŞ İSE, AVUKATLIK ÜCRETİ, MUACCEL HALE GELİR.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün taraflar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı …O. vekili avukat … ile davacı vekili avukat …’nin gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı avukat, davalıya gönderdiği 10.10.2013 tarihli ihtarname ile davalının alacaklısı olduğu … 5. İcra Müdürlüğü’nün 2009/29127 E sayılı dosyasından alınan aciz belgesi neticesinde taraflar arasında imzalanan 05.10.2008 tarihli Avukatlık Ücret Sözleşmesi’nin 5.8. maddesi gereğince hak ettiği ücretin ödenmesini talep ettiğini, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 11.2 maddesine göre aciz belgesi alınmasının takibi sonuçlandıran işlemlerden olduğunu, zaten sözleşmede de aciz belgesi alınması halinde harca esas miktar üzerinden ücret ödeneceğinin kararlaştırıldığını, bununla birlikte 01.11.2013 tarihli ihtarname ile de davalı tarafından 21.12.2011 tarihinde temlik edilip bu sebeple istifasının istenildiği 13 adet icra takip dosyasına dair olarak sözleşmeden kaynaklı akdi vekalet ücreti ile karşı yan vekalet ücretinin ödenmesini konu ettiğini, bu dosyalara davalının istemi üzerine istifa etmek durumunda kaldığını, ancak ücretin ödenmediğini ileri sürerek; alacağın tahsili amacıyla başlattığı icra takibine vaki itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.

Davalı, davacının aciz vesikası alınan dosyada alacağın tahsili yönünde eksik yapmış olduğu işlemler bulunduğundan alınan vesikanın usulüne uygun olmadığını, davacı avukatın görevinden 5.11.2013 tarihli ihtarname ile istifa ettiğini, kendileri tarafından yapılan bir azil işleminin bulunmadığını, bu sebeple haklı olarak istifa ettiğini ispatlaması gerektiğini, temlike konu dosyalarda ise sürecin davacı ile birlikte yürütüldüğünü savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, davanın kabulüne, davalının … 7. İcra Müdürlüğünün 2014/724 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın 248.303,60 TL asıl alacak ile 160,33TL ve 148,29 TL iki ayrı ihtarname gideri ile asıl alacağın 4.546,26 TL faizi olmak üzere toplam 253.158,48 TL üzerinden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden sonra yasal faiz uygulanmasına, icra inkar tazminatı talebinin ise reddine karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.

1-)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2-)Davacının icra inkar tazminatına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra – inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada borçlunun kötü niyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek konumda bulunması sebebiyle alacağın likit ve muayyen nitelikte olduğunun kabulüyle icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece, davacının bu istemi hakkında kabul kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde icra inkar tazminatı talebinin reddedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, usulün 438/7.maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.

SONUÇ : Yukarıda birinci bentte açıklanan sebeplerle davalının tüm temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan sebeple mahkeme kararının hüküm bölümünün birinci fıkrasında yer alan “İcra inkar tazminatı talebinin reddine,” cümlesinin hükümde çıkartılarak yerine “Asıl alacağın % 20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” cümlesinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, 1480,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan 29,20 TL. temyiz harcın istenmesi halinde davacıya iadesine, 12.996,96 TL kalan harcın davalıdan alınmasına, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20/09/2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.