AVUKAT, ALACAKLI VEKİLİ OLARAK YÜRÜTTÜĞÜ İCRA DOSYALARINDA BORÇLU HAKKINDA ACİZ VESİKASI ALMIŞ İSE, AVUKATLIK ÜCRETİ, MUACCEL HALE GELİR

T.C.
YARGITAY
13. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2016/6822
KARAR NO: 2017/8367
KARAR TARİHİ: 20.9.2017

AVUKAT, ALACAKLI VEKİLİ OLARAK YÜRÜTTÜĞÜ İCRA DOSYALARINDA BORÇLU HAKKINDA ACİZ VESİKASI ALMIŞ İSE, AVUKATLIK ÜCRETİ, MUACCEL HALE GELİR.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün taraflar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı …O. vekili avukat … ile davacı vekili avukat …’nin gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı avukat, davalıya gönderdiği 10.10.2013 tarihli ihtarname ile davalının alacaklısı olduğu … 5. İcra Müdürlüğü’nün 2009/29127 E sayılı dosyasından alınan aciz belgesi neticesinde taraflar arasında imzalanan 05.10.2008 tarihli Avukatlık Ücret Sözleşmesi’nin 5.8. maddesi gereğince hak ettiği ücretin ödenmesini talep ettiğini, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 11.2 maddesine göre aciz belgesi alınmasının takibi sonuçlandıran işlemlerden olduğunu, zaten sözleşmede de aciz belgesi alınması halinde harca esas miktar üzerinden ücret ödeneceğinin kararlaştırıldığını, bununla birlikte 01.11.2013 tarihli ihtarname ile de davalı tarafından 21.12.2011 tarihinde temlik edilip bu sebeple istifasının istenildiği 13 adet icra takip dosyasına dair olarak sözleşmeden kaynaklı akdi vekalet ücreti ile karşı yan vekalet ücretinin ödenmesini konu ettiğini, bu dosyalara davalının istemi üzerine istifa etmek durumunda kaldığını, ancak ücretin ödenmediğini ileri sürerek; alacağın tahsili amacıyla başlattığı icra takibine vaki itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.

Davalı, davacının aciz vesikası alınan dosyada alacağın tahsili yönünde eksik yapmış olduğu işlemler bulunduğundan alınan vesikanın usulüne uygun olmadığını, davacı avukatın görevinden 5.11.2013 tarihli ihtarname ile istifa ettiğini, kendileri tarafından yapılan bir azil işleminin bulunmadığını, bu sebeple haklı olarak istifa ettiğini ispatlaması gerektiğini, temlike konu dosyalarda ise sürecin davacı ile birlikte yürütüldüğünü savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, davanın kabulüne, davalının … 7. İcra Müdürlüğünün 2014/724 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın 248.303,60 TL asıl alacak ile 160,33TL ve 148,29 TL iki ayrı ihtarname gideri ile asıl alacağın 4.546,26 TL faizi olmak üzere toplam 253.158,48 TL üzerinden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden sonra yasal faiz uygulanmasına, icra inkar tazminatı talebinin ise reddine karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.

1-)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2-)Davacının icra inkar tazminatına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra – inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada borçlunun kötü niyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek konumda bulunması sebebiyle alacağın likit ve muayyen nitelikte olduğunun kabulüyle icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece, davacının bu istemi hakkında kabul kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde icra inkar tazminatı talebinin reddedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, usulün 438/7.maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.

SONUÇ : Yukarıda birinci bentte açıklanan sebeplerle davalının tüm temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan sebeple mahkeme kararının hüküm bölümünün birinci fıkrasında yer alan “İcra inkar tazminatı talebinin reddine,” cümlesinin hükümde çıkartılarak yerine “Asıl alacağın % 20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” cümlesinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, 1480,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan 29,20 TL. temyiz harcın istenmesi halinde davacıya iadesine, 12.996,96 TL kalan harcın davalıdan alınmasına, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20/09/2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.