Tereke üzerinde ortaklık devam ettiği sürece mirasçıların somut ve bağımsız payları mevcut değildir

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ


E. 2007/8169
K. 2008/10337
T. 22.9.2008


Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 4. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 6.3.2007 tarih ve 2005/1851-2007/343 Sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
KARAR : Davacı vekili, müvekkilinin murisinin davalı bankada döviz tevdiat hesabı olduğunu, 8.7.1991 tarihinde vefat ettiğini, murisinin davalı nezdinde hesabı olduğunu 2005 yılında öğrendiğini ileri sürerek, miras payına karşılık gelen 1.720,00 EURO, 136,66 USD ile 260,22 İsviçre frangının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, murisin ölümü üzerinden 14 yıl geçtiğinden alacağın zamanaşımına uğradığını, esasen de döviz tevdiat hesabındaki bakiyenin mirasçılara 22.1.1992 tarihinde ödendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, 4389 Sayılı Bankalar Kanunun 10/4 maddesinde belirlenen koşullar gerçekleşmediğinden alacağın zamanaşımına uğramadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Uyuşmazlık, davalı banka nezdinde bulunan murise ait paranın, mirasçılardan davacının miras payı oranında davalı bankadan istenip istenemeyeceğine ilişkindir. Her ne kadar Dairemizin daha önceki uygulamaları hesaptaki paranın misli eşya olması sebebiyle her bir mirasçı tarafından ayrı ayrı bankadan talep edilebileceği yönünde ise de, Yargıtay H.G.K.’nun Dairemizce de benimsenen 27. 09.2006 tarih 2006/19-552-589 Sayılı kararında belirtildiği gibi TMK. nun 599. maddesi uyarınca miras, murisin ölümü ile mirasçılara geçer. TMK. nun 640 maddesinde ‘birden çok mirasçı bulunması halinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir. Mirasçılar terekeye el birliğiyle sahip olurlar ve sözleşme ve kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler.’ hükmü yer almıştır. TMK. nun 701/2. maddesinde ise ‘el birliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp, her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır.’ denilmektedir.
Bu hükümlere göre miras ortaklığı mirasın tümü üzerinde söz konusu olduğundan, tereke payları ayrılmaksızın ortaklığa dahil olan mirasçılara aittir. Tereke üzerinde ortaklık devam ettiği sürece mirasçıların somut ve bağımsız payları mevcut değildir.
Bu durumda, tüm mirasçıların birlikte bankaya müracaat ederek ödeme isteminde bulunmaları veya hazır olmayanların usulüne uygun şekilde vekaletname ibraz etmeleri; ya da miras ortaklığına temsilci atanması ya da TMK. nun 644. maddesi uyarınca iştirak halindeki mülkiyetin müşterek mülkiyete dönüştürülmesi gerekir. Muris hesapları ile ilgili Dairemiz’in son uygulamasını yansıtan 30.11.2006 tarih ve 11010-12519 Sayılı ilamı, 17.3.2008 tarih ve 2007-1804/2008-3274 Sayılı ilamı ile 7.4.2008 tarih ve 2007/2855-2008/4467 Sayılı ilamları da bu yöndedir. Bu durumda, mahkemece, savunmaya itibar edilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile aksi yönde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 22.9.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın