trafik kazasında kusur… araç lastiği ya da freninin patlaması, rotun çıkması gibi durumların teknik arıza olduğu ve bu durumların yasanın öngördüğü anlamda mücbir sebep olarak nitelendirilemeyeceği..


Yargıtay 17. Hukuk Dairesi

2018/3065 E.
2020/3542 K.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacılar vekili; 08/03/2002 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucunda müvekkili …’ın eşi, …’ın babası Asım Yılmaz’ın vefat ettiğini, bu kazanın meydana gelmesinde sürücü davalı … ı’nın 8/8 oranında kusurlu olduğunu, Bolu Asliye Ceza Mahkemesinin 2002/206 esas sayılı dosyası ile görülen davada sürücünün kurtarılması için 5/8 oranında teknik kusur verildiğini beyanla … için 500,00 TL maddi, … için 500,00 TL maddi olmak üzere şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın davalılar …, … ve … Sigorta’dan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte; … için 10.000,00 TL manevi, Nefise için 20.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 30.000,00 TL manevi tazminatın davalılar … ve …’dan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş; Davacı vekili davasını 8.3.2012 tarihinde 60.000,00 TL’ye yükseltmiştir.
Davalılar; davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporu ile Dairemizin 2017/217 Esas –
2018/43 sayılı bozma kararına göre; maddi tazminat talebi yönünden davanın reddine, manevi tazminat talebi yönünden davanın kısmen kabulü ile davacı … için 10.000,00 TL, davalı … için 5.000,00 TL olmak üzere toplam 15.000,00 TL manevi tazminatın 08/03/2002 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar … ve …’dan alınarak davacılara verilmesine, fazla talebin reddine,
karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, trafik kazası sebebiyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
08.3.2012 tarihli Trafik Kazası Tespit Tutanağında davalı tarafa ait aracın Karayolları Trafik Kanunu’nun 65/a maddesini ihlal ederek taşıma sınırının üzerinde yolcu ile hızlı gittiği tespitleri yer almaktadır.
Mahkemece trafik kazasının meydana gelmesindeki kusur oranlarının belirlenmesi bakımından dava dosyasında herhangi bir rapor alınmamış; Bolu 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2002/206 Esas sayılı ceza dosyasında alınan rapor hükme esas alınmıştır. Ceza dosyasındaki 21.02.2003 tarihli bilirkişi raporunda davalı sürücünün 2/3 oranında kusurlu olduğu, aracın lastik patlaması sebebiyle 5/8 araç kusuru kabul edilerek belirtilen kusur oranları ile tazminata hükmedilmiştir. Anılan bu raporda, davalı sürücünün tek taraflı gerçekleştirdiği kazada, o araçta yolcu olan davacıların desteğinin kazanın oluşumunda kusurunun olamayacağı da izahtan uzaktır.
Olaya ilişkin kusur tespiti, ceza yargılamasında alınan kusur raporundaki tespitlerden hareketle, davalı sürücünün kazada 3/8 oranında kusurlu olduğu benimsenmiş olup mahkeme kabul ve gerekçesi yerinde değildir.
Davaya konu kazada kusur yüklenen tek kişinin davalı sürücü ve kazaya etken tek sebebin de onun idaresindeki araç lastiğinin patlaması olduğu, ceza davasında alınan raporla belirlenmiştir. Kazada başka kusurlu kişi ya da kazaya etki eden başka sebep olmadığı; davalı sürücünün çarptığı araçta yolcu olan desteğin kusursuz olduğu; Dairemiz’in yerleşik uygulamalarına göre, araç lastiği ya da freninin patlaması, rotun çıkması gibi durumların teknik arıza olduğu ve bu durumların yasanın öngördüğü anlamda mücbir sebep olarak nitelendirilemeyeceği hususları hep birlikte dikkate alındığında; lastik patlaması sebebiyle sürücüye verilen 3/8 kusur oranı ile hesaplama yapılarak yanılgılı değerlendirmeyle, yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
2-Davalı sigorta şirketi tarafından 07.02.3003 tarihinde davacı vekili …’a 24.01.2003 tarihinde 21.000,00 TL ödeme yapıldığı ibranamede masraf ve vekalet ücretleri düştükten sonra 19.250,00 TL tazminat bedelinin tam ve eksiksiz alındığı ve hiçbir alacağın kalmadığı belirtilmiş, ödeme dekontunda Avukat …’ın adı yazılıdır. Ancak sigorta şirketi tarafından dosyaya gönderilen belgelerin arasında davacı tarafından Avukat …’a yetki veren vekaletname bulunmamaktadır.
Mahkemece, sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme sebebiyle bakiye tazminat alacağı kalmadığı belirtilmişse de ödeme yapılan vekilin geçerli bir vekaletnamesinin olup olmadığının, bu hususun ceza yargılamasına konu edilmiş ise aşamasının ne olduğunun araştırılması, bu araştırma sonucu sigorta şirketinin ödemesinin yetkili kişiye yapıp yapmadığının değerlendirilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3-Bozma neden ve şekline göre davacılar vekilinin manevi tazminat miktarına yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine 16/06/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın