Tüketici Senedinin Nama Yazılı Olması İddiası Takip Alacaklısını Bağlamaz

T.C.
YARGITAY
Hukuk Genel Kurulu

ESAS NO : 2017/12-341

KARAR NO : 2020/374

1. Taraflar arasındaki “takibin iptali” isteminden dolayı yapılan inceleme sonunda, İstanbul 15. İcra (Hukuk) Mahkemesince verilen itirazın kabulüne, takibin iptaline, tazminata gerek olmadığına ilişkin karar alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda onanmasına karar verilmiş, alacaklı vekilinin karar düzeltme istemi üzerine, onama kararı kaldırılmak suretiyle bozulmuş, mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. Direnme kararının alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Hukuk Genel Kurulunca yapılan inceleme sonucu ilk karar ile direnme kararı arasında çelişki bulunması nedeniyle kararın usulden bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece Hukuk Genel Kurulunun bozma kararına uyularak direnme kararı verilmiştir.
2. Direnme kararı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: I. YARGILAMA SÜRECİ
Borçlu İstemi:
4. Borçlu vekili 30.09.2011 tarihli dilekçesinde; takibe konu senedin 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK) kapsamında düzenlenerek müvekkiline verildiğini, TKHK’nın 6/A maddesi gereğince bu tür senetlerin nama yazılı olarak düzenlenmesi gerektiğini, oysa takibe konu senedin emre yazılı olarak düzenlendiğinden geçersiz olduğunu belirterek takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Alacaklı Cevabı:
5. Alacaklı vekili; kendi kusuruna dayanarak kimsenin takibin iptalini isteyemeyeceğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme Kararı:
6. İstanbul 15. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 06.12.2011 tarihli ve 2011/1118 E., 2011/1214 K. sayılı kararı ile; TKHK’nun 6/A maddesindeki emredici hükme rağmen emre yazılı olarak düzenlenen takibe konu senedin geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile takibin iptaline, tazminata gerek olmadığına karar verilmiştir.
Özel Daire Onama Kararı:
7. İstanbul 15. İcra (Hukuk) Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklı

vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
8. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 03.05.2012 tarihli ve 2012/4936 E., 2012/14896 K. sayılı kararı ile; hükmün onanmasına karar verilmiştir.
Özel Daire Bozma Kararı:
9. Alacaklı vekili süresi içerisinde özel daire onama kararına karşı karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
10. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 04.12.2012 tarihli ve 2012/18527 E., 2012/36792 K. sayılı kararı ile;
“… Alacaklı tarafından borçlular hakkında kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibine başlanmıştır. Takip dayanağı bononun incelenmesinde keşidecinin Enis Y. lehtarın ise muteriz borçlu K. Construction … A.Ş. olduğu, senedin takip alacaklısı D. Haber … A.Ş.’ye ciro yoluyla devredildiği görülmektedir. Borçlunun icra mahkemesine başvurusu dayanak senedin taksitli satış sözleşmesi nedeniyle tüketici senedi olarak verildiğine ilişkindir.
Dosya kapsamından takip alacaklısının anılan sözleşmede yer almadığı anlaşılmaktadır.
TTK.nun 690. maddesi göndermesiyle bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı kanunun 599. maddesine göre; “…kendisine müracaat olunan kimse keşideci veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya mevcut olan münasebetlere dayanan defileri müracaatta bulunan hamile karşı ileri süremez; Meğer ki, hamil, poliçeyi iktisap ederken, bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun.”
Somut olayda takip alacaklısının kötüniyetli olduğu iddia ve ispat edilmediği gibi senet metninde de tüketici sözleşmesi nedeniyle verildiğine ilişkin bir ibare bulunmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca muteriz borçlu tarafından takip dayanağı senetteki imzaya itiraz edilmediği gibi borcun ödendiği de ispat edilmemiştir.
Bu durumda; mahkemece TTK.nun 599. maddesi hükmü gereği lehtar borçlunun, “senedin tüketici senedi olarak verilmesi nedeni ile 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 6/A maddesi gereğince nama yazılı düzenlenmesi gerektiği iddiasını” takip alacaklısına karşı ileri süremeyeceği hususu nazara alınarak istemin reddi gerekirken takibin iptaline karar verilmesi isabetsizdir…” gerekçesi ile onama kararı kaldırılmak suretiyle karar bozulmuştur.
Direnme Kararı:
11. İstanbul 15. İcra (Hukuk) Mahkemesince 26.02.2013 tarihli ve 2013/2 E., 2013/242 K. sayılı kararı ile önceki gerekçeye ek olarak; tüketiciden alınan taksit senetlerinin alt ilişkiden bağımsız olarak dolaşmasını önlemek için mutlaka nama yazılması gerektiğinden hükümsüzlüğüne ilişkin defi ve itirazların da emredici yasal düzenlemeler olarak herkese karşı ileri sürülebileceği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
12. Direnme kararı süresi içinde alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu Kararı:
13. Hukuk Genel Kurulunun 25.02.2015 tarihli ve 2014/12-1242 E., 2015/878 K. sayılı kararı ile;
“Yerel mahkemece bozulan ilk kararında “davanın kabulüne, takibin iptaline, tazminata gerek olmadığına” şeklinde karar verilmesine karşılık, direnme kararında “davanın kabulüne” karar verildiği, tazminat konusunda karar verilmediği gibi, davanın kabulüne denilmekle tazminat talebinin de kabul edildiği şeklinde yanlış anlaşılmaya yol açabilecek bir hüküm kurulmuştur.

Bu itibarla, bozulan ilk karar ile direnme kararı arasında çelişki bulunduğundan yerel mahkemece usule uygun direnme hükmü kurulması için, işin esasına yönelik temyiz itirazları incelenmeksizin kararın usulden bozulması gerekmiştir…” gerekçesiyle direnme kararının usulden bozulmasına karar verilmiştir.
Direnme Kararı:
14. İstanbul 15. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 07.07.2015 tarihli ve 2015/301 E., 2015/622 K. sayılı kararı ile; Hukuk Genel Kurulunun bozma kararına uyulmasından sonra önceki gerekçelerle direnme kararı verilmiştir
Direnme Kararının Temyizi:
15. Direnme kararı süresi içinde alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
16. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; dosya kapsamına göre davacı/borçlunun senedin tüketici senedi olarak verildiğinden bahisle “nama yazılı düzenlenmesi gerektiği” iddiasını, takibe konu senedi ciro yoluyla devralan takip alacaklısı/davalıya karşı ileri sürüp süremeyeceği noktasında toplanmaktadır.
III. GEREKÇE
17. Hukukumuzda kıymetli evrak, hak sahibinin senetten tespiti şekline göre “nama”, “emre” ve “hamile” yazılı kıymetli evrak olarak üçe ayırmak mümkündür.
18. Hak sahibi, diğer bir deyişle alacaklı, senede hamil olmak keyfiyetiyle birlikte, bir temlik (alacağın temliki) işlemine de bakılarak tespit ediliyorsa, böyle bir senet “nama yazılı senet” niteliğindedir. Yani senette mündemiç hakkın sahibi olabilmek için, senedin mülkiyetini karşı tarafa geçiren işlemin yanında, ayrıca bir de temlik muamelesinin yapılması, nama yazılı senetlerde şarttır.
19. Nama yazılı kıymetli evrak, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nun 566. maddesinde (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 654), “Belli bir şahsın namına yazılı olup da, onun emrine kaydını ihtiva etmeyen ve kanunen de emre yazılı senetlerden sayılmayan kıymetli evrak, nama yazılı senet sayılır” şeklinde tanımlanmıştır.
20. Nama yazılı senet için verilen tanımda iki husus üzerinde durulmuştur. Bir defa, “senedin belli bir şahsın namına (adına) yazılı olması” gerekir. Bu birinci şarttır (olumlu, pozitif şart). İkinci şart ise, “senedin emre kaydını ihtiva etmemesi” ve “kanunen de emre yazılı senetlerden sayılmamasıdır” (olumsuz, negatif şart).
21. Bazı kıymetli evrak vardır ki, Kanun bunları, aksine bir kayıt taşımadıkları takdirde, emre yazılı saymıştır. Bunlar, belli bir şahıs namına yazılı olsa ve emre kaydı ihtiva etmese bile, kanun hükmü gereği emre yazılı kıymetli evrak sayılır. Böyle senetleri, ancak emre yazılı olmadıklarını “açıkça” belirtmek suretiyle nama yazılı olarak düzenlemek mümkündür. Bu belirtme, senede “menfi emre kaydı” konarak yapılır.
22. Buna karşılık, senede hamil olma durumunun hak sahipliği sıfatını tespit yönünden yeterli olduğu senetler ise, “hamile yazılı kıymetli evraktır”. Hamile yazılı kıymetli evrakta, “senedin hamili olma”, alacaklılık sıfatının tespitinde yeterli olmaktadır.
23. Hamile yazılı senetler, Türk Ticaret Kanunu’nun kıymetli evraka ilişkin kitabının üçüncü faslında hükme bağlanmıştır (6762 sayılı TTK m. 570- 581; 6102 sayılı TTK m. 658- 669). Hamile yazılı senetler için verilen genel tanım şöyledir: “Senedin metin veya şeklinden, hamili kim ise, o kimsenin hak sahibi sayılacağı anlaşılan her kıymetli evrak, hamile (hamiline) yazılı senet sayılır” (6762 sayılı TTK m. 570/1; 6102 sayılı TTK m. 658).

24. Görüldüğü üzere tanım, iki ana unsura dayanmaktadır: Bunlardan birincisi, hamile yazılı senetlerin kıymetli evrak olduğu; ikinci unsur ise, hamile yazılı senetlere, hamile yazılı senet niteliği kazandıran “hamile kaydı”dır. Hamile kaydı hakkında belli bir şekil öngörülmemiştir.
25. Bazı senetlerin hamile yazılı düzenlenebileceği ise, Kanun’da açıkça belirtilmiştir: Hamile yazılı çek (6762 sayılı TTK m. 697), ipotekli borç ve irat senedi (TMK m. 914), tahviller (6762 sayılı TTK m. 425/1), rehinli tahvilât (TMK m. 971), intifa senetleri (6762 sayılı TTK m. 573), hamile yazılı havale (818 sayılı BK m. 426) gibi…
26. Öte yandan, senede hamil olma hâli yanında, hak sahibinin tespiti bakımından bir “cironun yapılmış bulunması” keyfiyetinin de arandığı kıymetli evrak da vardır ki, bunlara “emre yazılı kıymetli evrak” denir.
27. Emre yazılı senetler, kambiyo senetlerinden sonra yer alan ve “Kambiyo Senetlerine Benzeyen Senetler” başlığını taşıyan beşinci fasılda düzenlenmiştir. Kanun koyucu, poliçe hakkındaki hükümlerin, bütün emre yazılı senetlerde de uygulanabileceğini düşünmüş; bu hükümler, özel bir hükümle farklı esaslar benimsenmediği sürece, diğer emre yazılı senetler için de uygulanabilecek genel hükümler olarak kabul edilmiştir.
28. Emre yazılı senedin tanımı, 6762 sayılı TTK’nun 736. maddesinde yapılmıştır. Buna göre, “emre yazılı olan veya kanunen emre yazılı sayılan evrak, emre yazılı senetlerdendir” (6762 sayılı TTK. m. 736; 6102 sayılı TTK m. 824/1). Tariften de anlaşılacağı üzere, emre yazılı senetler iki türlü olabilir: Ya, belli bir senet tipi kanun koyucu tarafından “kanunen emre yazılı senetler” olarak kabul edilir; yahut da, esas itibariyle emre sayılmayan bazı senetlere “emre” kaydının konması suretiyle o senet emre yazılı senet hâline getirilir (iradî olarak emre yazılı senetler).
29. “Kanunen emre yazılı senet”, belli bir tipe (gruba) dâhil senetleri ifade eder. Bu tipe dâhil senetlerin emre yazılı olduğu kabul edilir. Meselâ, kambiyo senetlerinin emre yazılı olması gibi. Poliçe, bono ve çek, “kambiyo senedi tipine dahil olduğu için” emre yazılı senettir (Öztan, F.: Kıymetli Evrak Hukuku, 11. Bası, Ankara 2005, s. 41- 51).
30. Diğer taraftan 6762 sayılı TTK’nun 690. maddesinin yollamasıyla bonolarda da uygulama yeri olan 6762 sayılı TTK’nun 599. maddesinde “Poliçeden dolayı kendisine müracaat olunan kimse keşideci veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya mevcut olan münasebetlere dayanan def’ileri müracaatta bulunan hamile karşı ileri süremez; meğer ki, hamil poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun” hükmü öngörülmüştür.
31. Alacaklının takibine dayanak yaptığı senet, kambiyo senedi (bono, poliçe ve çek) niteliğinde olmadığı hâlde, icra müdürü takip talebini kabul ederek borçluya kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluna ilişkin ödeme emri gönderirse, beş gün içinde icra mahkemesine şikâyette bulunarak, kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takibin iptalini sağlayabilir (İİK m. 168/3, 170a,I).
32. Bu nedenle icra müdürü, alacaklının takip konusu yaptığı belgenin kambiyo senedi olup olmadığını incelemekle yükümlüdür (İİK m. 168/I). İcra müdürü, alacaklının dayandığı senedin kambiyo senedi olmadığı kanısına varırsa, takip talebini reddetmelidir; reddetmezse, kambiyo senetlerine mahsus takip, şikâyet (İİK m. 168/3, m. 170a,I) üzerine veya resen (İİK m. 170a, II) icra mahkemesi tarafından iptal edilir. Ayrıca takip talebini alan icra müdürü, alacaklının kambiyo hukuku mucibince takip hakkına sahip bulunup bulunmadığını da incelemek zorundadır (İİK. m. 170a,II) (Kuru, B.: İcra ve İflas Hukuku, İstanbul 2004, s. 658, 686). Aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 05.03.2014 tarihli ve 2013/12-2101, 2105, 2172, 2179, 2181 E., sayılı kararlarında da benimsenmiştir.
33. Somut olayda takip konusu senedin kambiyo senedi özelliklerini taşıdığı ve alacaklının kambiyo hukuku gereğince takip hakkına sahip bulunduğu anlaşılmaktadır. Diğer taraftan 6762 sayılı TTK’nın 690. maddesinin yollamasıyla bonolarda da uygulama yeri olan 6762 sayılı TTK’nın 599. maddesi uyarınca poliçeden dolayı kendisine müracaat olunan kimse keşideci veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya mevcut olan münasebetlere dayanan def’ileri

müracaatta bulunan hamile karşı ileri süremez; ancak, hamil poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olması hâlinde bu def’iler ileri sürebilecektir.
34. Dosya kapsamına göre, takip alacaklısının 6762 sayılı TTK’nın 599. maddesi hükmü uyarınca kötüniyetli olduğu iddia ve ispat edilmediği gibi, senet metninde de tüketici sözleşmesi nedeniyle verildiğine ilişkin bir ibare bulunmamaktadır. Ayrıca icra mahkemesinin dar yetkili bir mahkeme olması, borçlunun senet lehtarı ve cirantası olması da gözetilerek, TKHK’nın 6/A maddesi gereğince senedin nama yazılı düzenlenmesi gerektiği iddiasını hamile karşı ileri sürmesi 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK)’nun 2. maddesi kapsamındaki çelişkili davranış yasağını oluşturur ki, böyle bir davranış hukuken korunamaz.
35. Hâl böyle olunca direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda belirtilen ilâve gerekçe ve nedenlerle bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir
IV. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve
yukarıda gösterilen ilave nedenlerden dolayı BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na 5311 sayılı Kanun’un 29. maddesi ile eklenen geçici 7. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken İİK’nın 366/III. maddesi uyarınca kararın tebliğden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 09.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın