VEKALETNAME TARİHLERİNİN ESKİ OLMASI NEDENİYLE VEKALET İLİŞKİSİ SON BULMAZ

T.C.
YARGITAY 8. Hukuk Dairesi

ESAS NO       : 2018/8121
KARAR NO    : 2019/11694

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı vekili, tarafların babaları olan muris Emin Ali G.’dan miras yolu ile intikal eden dava konusu fabrika binasının tamamını davalıların kullandıklarını, müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığını, ayrıca aynı taşınmaza ilişkin Beykoz 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış olan 2012/2.9 Esas sayılı ecrimisil davasının davalılar aleyhine sonuçlandığını ve kesinleştiğini belirterek; dava tarihinden itibaren geçmişe dönük 30.000 TL ecrimisilin davalılardan tahsilini talep etmiş, 10.10.2014 tarihinde talebini 41.304 TL olarak güncellemiştir.

Davalılar Saim G. ve İshak G. davanın reddini savunmuşlardır.

Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 6.884,00 TL ecrimisilin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, karar verilmesi üzerine hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. 

Dava, paydaşlar arasında ecrimisil isteğine ilişkindir.

1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 

2. Davalılar vekilinin vekalet yönünden temyiz itirazına gelince;

Dosya incelendiğinde, davalılar vekili olduğunu bildiren Av. A.Ş.E.’nun 29.09.2014 tarihli dilekçe ile vekaletname sunmak için süre istediği, 30.09.2014 tarihli yargılama oturumunda vekaletname ibraz edebilmesi için sure verildiği, davalılardan İshak ve Saim’in de hazır bulunduğu 10.03.2015 tarihli yargılama oturumuna Av. A.Ş.E.’nun katıldığı ve duruşma tutanağında 1988 ve 1991 tarihli vekaletnamelerin sunulduğunun yazıldığı, vekil olarak beyanının da alındığı görülmektedir.

Vekalet sözleşmesinin kapsamı ve sona ermesi Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 502 ila 514. maddeleri ile HMK’nin 73 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. TBK’nin 504. maddesinde kapsamı düzenlenen vekalet ilişkisi, tarafların tek taraflı sona erdirmeleri (istifa, azil) dışında, ölüm, ehliyetsizlik, iflas veya vekaletnamede belirtilen (belirtilmiş ise) süre sonunda son bulmaktadır. Diğer yandan davada vekaletnamenin kapsamı HMK’nin 73. maddesinde belirtilmiştir. Bu madde hükmüne göre “Davaya vekâlet, kanunda özel yetki verilmesini gerektiren hususlar saklı kalmak üzere, hüküm kesinleşinceye kadar, vekilin davanın takibi için gereken bütün işlemleri yapmasına, hükmün yerine getirilmesine, yargılama giderlerinin tahsili ile buna ilişkin makbuz vermesine ve bu işlemlerin tamamının kendisine karşı da yapılabilmesine ilişkin yetkiyi kapsar.”

Bu açıklamalar karşısında davalılar Mustafa G. ile İshak G. adına dosyaya vekaletnameler sunulduğuna, vekaletnameler gereği Av. A.Ş.E. duruşmaya kabul edilerek beyanı da alındığına, sunulan vekaletnameler genel vekaletname mahiyetinde olup içeriklerinde herhangi bir süre sınırlaması bulunmadığına, vekaletin sona erme sebepleri kanunda belirlenmiş olup bu hususların gerçekleştiği iddia edilmediği gibi vekaletname tarihlerinin eski olması nedeniyle vekalet ilişkisi de son bulmayacağına göre mahkeme tarafından davalılar Mustafa ve İshak’ın vekille temsil edildiği dikkate alınarak reddedilen bölüm yönünden isimleri yazılı davalılar lehine vekalet ücreti takdiri gerekirken, vekaletnameler yönünden on yıllık sürenin geçtiği ve geçerli bir vekaletname de ibraz edilmediği gerekçesiyle vekalet ücreti takdir edilmemesi doğru olmamıştır. 

Kaldı ki yukarıda yazılı nedenlerle vekaletnamelerin sona ermesi durumunda da davalı tarafa geçerli vekaletname ibraz edilebilmesi için süre ve imkan tanınması gerekirken, herhangi bir süre verilmeden geçerli bir vekaletname ibraz edilmediğinin kabulü de doğru değildir.

SONUÇ : Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle reddine, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. Bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz eden davalılara iadesine, 24.12.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın